Küçük Prens büyüdü ve geri döndü !

Küçük Prens’i okuyanlar bilir onun hayata ve insanlara ne kadar saf, olumlu düşüncelerle baktığını, olağanca hassasiyetle örgülediği sözlerindeki müthiş güzelliği. Çiçeğini korumaya çalışırken ki hassasiyeti, evcilleştirdiği tilki ile diyaloğu ya da olaylara kattığı muhteşem derinliklerdeki bakış açıları..

Neler hissettik okurken ? Alt tarafı bir çocuk kitabı, böyle şeyler gerçek hayatta olmaz zaten, çok saçma vs.. Ancak onun gerçek anlatmak istediğini anlayanların bu gibi sorular eminim kafalarında yer edememiştir. Yaşına rağmen bize verdiği dersleri dönüp dünüp okuduğumuz olmuştur belki. Şimdi  o büyüdü ve tekrar vicdan ve yüreklere dokunuyor. Evet Genç Pr ens’in Dönüşü’ nden behsediyoruz.

Kitabın almanca çevirisinin olup olmadığı araştırırken onun geri dönüşüne dair farklı yazarlar tarafından da yazılmış bir kaç kitaba daha rast geldim. Ancak sanırım en çok bilinen ve 15 farklı dile çevrilmesiyle en fazla tanınanı.

Alejandro Guillermo Roemmers tarafından kaleme alınmış. Bakalım kimmiş Roemmers :

Genç Prens’in Dönüşü 1958 Arjantin doğumlu Alejandro Guillermo Roemmers tarafından yazılmış. Özellikle şiir alanında çeşitli başarılara imza atmış yazar günümüzde Arjantin Şiir Vakfı Yardımcı Başkanı ve Amerika Şiir Birliği Onursal Başkanı olarak görev yapmakta.

Kitabı elimize aldığımız gibi içgüdüsel bir hareketle arkasını çevirip okuduğumuzda şu satırlarla karşılaşıyoruz:

“O büyüseydi ne olurdu? Bir gence dönüşseydi? Yine masumiyetini koruyabilir miydi? Günümüz dünyasının yiten değerlerine, savaşlara, yaşanan acılara ve hastalıklara nasıl cevap verirdi? İşte A.G. Roemmers aklında bu sorularla kendini dokuz gün dokuz gece bir odaya kapatarak, ‘ruhunun derinliklerinden’ çıkacak bir hikâye yazmaya koyuldu. Sonuç Genç Prens’in Dönüşü oldu.”
El Pais

“…modern zamanlarda yitirdiklerimize vurgu yapan, sevginin gücüne ve mucizelere inancımızı tazeleyen bir kitap: Herkes içindeki Prens’i keşfedebilsin, kalbini hayata açabilsin diye…”

İşte böyle bir sunumla karşımıza çıkıyor kitap. Okumaya başlayıp sayfaları birer ikişer yudumladığınızda ise anlıyorsunuz ki bu aforizmalarla dolu bir öğüt kitabı. Her satırı ayrı bir özlü söz olan kitapta yazar Genç Prens ile Patagonya seyahati sırasında yol kenarında baygın yatar halde karşılaşıyor. Onu arabasına almasıyla hikaye başlamış oluyor. Küçük Prens’in dünya ve diğer gezegenlerde yaşadığı maceraları artık genç haliyle değerlendiriyor. Bu kez karşılaştığı olayları yol arkadaşıyla konuşuyor, arkadaşı da onu öğütler verip yol gösteriyor. Tabi sayfalarda ilerleyip sona yaklaştıkça gerçeği de yavaş yavaş anlıyoruz.

Kitap geçtiğimiz şubat ayında Türkiye’de Timaş Yayınları tarafından yayınlanmış.

Peki ne diyor Genç Prens ?

Tabi ki bize yine sevgiden, insanları anlamaktan ve zorlukların üstesinden gelmekten bahsediyor. Okurken altını çizmeden geçiemeyen bir kaç alıntı ile nokta koyalım.

  • ·         “Problem, anahtarı sende olmayan bir kapı gibidir.”
  • ·         “Bazen karşı koyduğumuz acı ve hastalıklar bize manevi zenginlik katabilecek unsurlar olabilir.”
  • ·         “Birimiz acı çektiğinde, hiç kimse tam anlamıyla mutlu olamaz.”
  • ·         “… zira sunulan aftan faydalanan, aslında affı sunandan başkası değildir.”
  • ·         “Mutluluk, bir tren istasyonuymuşçasına varılan bir nokta değil, bir seyahat tecrübesidir.”
  • Gerçek sevgi, diğer insan için iyi olana odaklanarak,kendi benliğini unuttuğun zaman var olur.”

 

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.